Hijyeni severim. Hijyen, mikropların bizden uzakta oturması demektir.
Hijyen kurallarına her zaman dikkat ederim. Bir yer hariç; "Marketin ekmek reyonu".
Markete girer alacağımı alır, ekmek reyonuna sinsice yaklaşırım. Unutmayalım, "güzel bir yemeğin yolu çıtır ekmekten geçer".
Önce çevremi bir kollarım, çevrede insan var mı? Varsa biraz bekler, yoksa güvenlik kameralarını arkama alır, sırayla tüm ekmekleri mıncıklaya mıncıklaya en çıtırını seçer, sepete atar, mutlu adımlarla evimin yolunu tutarım.
Sonuçta biz de insanız. Ve insan ekmek mıncıklar.
Satış
Sokaklarda birşeyler satan insanlar var, çalışıyorlar, insana zorla birşey satmıyorlar.
Kapı kapı gezip ürün satmaya çalışan insanlar da var, istemiyorum diyorsun gidiyorlar.
Onlara da saygım var.
Ama telefonda satış yapan insan var ya, işte onunla nasıl başa çıkacağımı hiç bilmiyorum. İnanılmaz bir çeneye sahip, ayrıca söylediğiniz hiçbirşeyi dinlememe konusunda çok başarılı. İlgilenmiyorum sözü onun için geçerli değil. En çok kullandığı söz ise "Ama bakın..."
Alışveriş yapmak istemediğinizi hiçbir mantıklı biçimde anlatamayacığınız tür: Telefon pazarlamacısı.
Kapı kapı gezip ürün satmaya çalışan insanlar da var, istemiyorum diyorsun gidiyorlar.
Onlara da saygım var.
Ama telefonda satış yapan insan var ya, işte onunla nasıl başa çıkacağımı hiç bilmiyorum. İnanılmaz bir çeneye sahip, ayrıca söylediğiniz hiçbirşeyi dinlememe konusunda çok başarılı. İlgilenmiyorum sözü onun için geçerli değil. En çok kullandığı söz ise "Ama bakın..."
Alışveriş yapmak istemediğinizi hiçbir mantıklı biçimde anlatamayacığınız tür: Telefon pazarlamacısı.
İETT ve Derin konular
Üstünü başını aceleyle giydi, herşeyi tam zamanında halletmişti, sokağa çıkıp otobüse binip gidecekti hepsi bu.
Hızlı adımlarla durağa yaklaşırken, 20 dakikada bir gelen otobüsün kendinden önce durağa geldiğini gördü ve düşünmeye başladı.
Durağa gelmeme daha var, otobüs ne zamandan beri orda?
Acaba koşsam yetişir miyim?
Yoksa bayadır ordaydı da, ben koşmaya başladığım an mı gidecek?
Kim ne der umursamadan ölümüne bir depar patlatsam yetişir miyim?
Ama ya yetişemezsem, yorulduğuma değer mi?
İşte bu soruları kendine sorup durdu büyük düşünür Niçe.
Hızlı adımlarla durağa yaklaşırken, 20 dakikada bir gelen otobüsün kendinden önce durağa geldiğini gördü ve düşünmeye başladı.
Durağa gelmeme daha var, otobüs ne zamandan beri orda?
Acaba koşsam yetişir miyim?
Yoksa bayadır ordaydı da, ben koşmaya başladığım an mı gidecek?
Kim ne der umursamadan ölümüne bir depar patlatsam yetişir miyim?
Ama ya yetişemezsem, yorulduğuma değer mi?
İşte bu soruları kendine sorup durdu büyük düşünür Niçe.
İnce&kalın Nokia
İnce uçlu Nokia'cılar var, kalın uçcular var.
Kalın uçcular sanki daha içten, daha bizden, eski toprak.
Bir derdin olsa kalın uçlu Nokia'cıya anlatırsın her türlü. Paraya mı sıkıştın, hiç çekinme, borç verir, durumun olunca geri ödersin.
Ama ince uçlu Nokia'cıdan sakın borç isteme, lafı evirir çevirir, vermemek için her türlü oyunu yapar. Verirse de öbürgün geri ister. Zamane çocuğu.
Ne varsa eskilerde var.
Kalın uçcular sanki daha içten, daha bizden, eski toprak.
Bir derdin olsa kalın uçlu Nokia'cıya anlatırsın her türlü. Paraya mı sıkıştın, hiç çekinme, borç verir, durumun olunca geri ödersin.
Ama ince uçlu Nokia'cıdan sakın borç isteme, lafı evirir çevirir, vermemek için her türlü oyunu yapar. Verirse de öbürgün geri ister. Zamane çocuğu.
Ne varsa eskilerde var.
Dükkan önü adamı
Restoranların, çay bahçelerinin, kafelerin önünden geçip giden insanlara; "Merhaba, hoş geldiniz", "Buyrun şöyle geçin" şeklinde seslenen abiler, 21. yüzyılın pazarlama dehası sizsiniz.
Öyle mükemmel bir yöntem bulmuşsunuz ki, işi gücü olan adam bile ansızın kendini bir kafede oturmuş yemek yiyip nargile tüttürür halde bulabiliyor.
Bilinç altına etki etmek böyle birşey olsa gerek.
Pazarlama dehası, dükkan önü adamları.
Öyle mükemmel bir yöntem bulmuşsunuz ki, işi gücü olan adam bile ansızın kendini bir kafede oturmuş yemek yiyip nargile tüttürür halde bulabiliyor.
Bilinç altına etki etmek böyle birşey olsa gerek.
Pazarlama dehası, dükkan önü adamları.
Tayttaki çük
Buradan çeşitli markalara sesleniyorum.
Birbirinizle sürekli yarış içindesiniz. Bu ürün için hangi ünlüyle çalışsak, şu ürünün reklamlarında ne yapsak, sokak panolarında hangi rengi kullansak müşterinin dikkatini çekeriz diye düşünüp duruyorsunuz.
Hepsine birden tek bir çözüm öneriyorum; "Tayttaki çük"
Herhangi bir reklamınızın bir yerine bir halterci, bir balet veya bir güreşçi koyun.
Bunlardan herhangi birinin taytında beliren çüke gözü takılmayacak insan tanımıyorum.
Kısa sürede markanız kıymetlenecek, yıllık geliriniz milyonlarca dolar artacaktır.
Birbirinizle sürekli yarış içindesiniz. Bu ürün için hangi ünlüyle çalışsak, şu ürünün reklamlarında ne yapsak, sokak panolarında hangi rengi kullansak müşterinin dikkatini çekeriz diye düşünüp duruyorsunuz.
Hepsine birden tek bir çözüm öneriyorum; "Tayttaki çük"
Herhangi bir reklamınızın bir yerine bir halterci, bir balet veya bir güreşçi koyun.
Bunlardan herhangi birinin taytında beliren çüke gözü takılmayacak insan tanımıyorum.
Kısa sürede markanız kıymetlenecek, yıllık geliriniz milyonlarca dolar artacaktır.
Gurur ve küçük Elvan'lar
Bir insanın hayatında yaşadığı gururlu anlar vardır.
Okulunu bitirdiğinde, güzel bir işe girdiğinde, yapamazsın denileni yaptığında gururla dolar insan.
Ama ben, iki kardeşten biri anneden babadan azarı yerken diğerinin yaşadığı gurur gibisini bilmiyorum.
Bir acaip havalar, çevreye atılan güven dolu bakışlar, ben bu ailenin akıllı ve olgun çocuğuyum tripleri...
Yaşadığı gurur, olimpiyatlarda altın madalya almış Elvan Abeelyeylesse gururuna denk.
Seninle gurur duyuyoruz ailemizin Elvan Abelyelgelssesle'si
Okulunu bitirdiğinde, güzel bir işe girdiğinde, yapamazsın denileni yaptığında gururla dolar insan.
Ama ben, iki kardeşten biri anneden babadan azarı yerken diğerinin yaşadığı gurur gibisini bilmiyorum.
Bir acaip havalar, çevreye atılan güven dolu bakışlar, ben bu ailenin akıllı ve olgun çocuğuyum tripleri...
Yaşadığı gurur, olimpiyatlarda altın madalya almış Elvan Abeelyeylesse gururuna denk.
Seninle gurur duyuyoruz ailemizin Elvan Abelyelgelssesle'si
Çekirdek ve nükleer savaşlar
Kültürlerin arasındaki diyaloğu bitirirsen ne olur?
Kültürler birbirine yabancılaşır, empati ortadan kalkar, saldırganlık artar ve hatta ırkçılık hortlar.
İki ayrı kültürün birbiriyle savaşmasına kadar yolu var bunun.
Böyle birşeye neden olmak mı istiyorsun?
İki farklı kültür seç, bas çekirdeği, bas çiğdemi. Sabahtan akşama yesinler çot çut.
Çekirdeklerinin bitmesine hiçbirzaman izin verme. Araya fındık fıstık karıştırıp dikkati dağıtma.
Kısa süre içinde savaş patlak verecektir.
Kültürler birbirine yabancılaşır, empati ortadan kalkar, saldırganlık artar ve hatta ırkçılık hortlar.
İki ayrı kültürün birbiriyle savaşmasına kadar yolu var bunun.
Böyle birşeye neden olmak mı istiyorsun?
İki farklı kültür seç, bas çekirdeği, bas çiğdemi. Sabahtan akşama yesinler çot çut.
Çekirdeklerinin bitmesine hiçbirzaman izin verme. Araya fındık fıstık karıştırıp dikkati dağıtma.
Kısa süre içinde savaş patlak verecektir.
İnsanlık dramı
Ben arabaya oturmuş rahat rahat giderken yanımdan içi tıklım tıkış insan dolu otobüs geçince rahatsız oluyorum, vicdanım sızlıyor.
Kafamı önüme eğiyorum, aman otobüsten biriyle göz göze gelmeyeyim diye.
Aman diyorum yüzlerine bakmayayım, aman onları utandırmayayım.
Aynı şekilde otobüste cama yapışmış şekilde ilerleyen ben isem, yanımdan konfor içinde arabasıyla geçen adamla gözgöze gelmeye çalışıyorum. Hele arabadan bana bakan ufak bir çocuksa durum daha acı bir hal alıyor.
Değişken ruh halleri içersindeyim.
Kafamı önüme eğiyorum, aman otobüsten biriyle göz göze gelmeyeyim diye.
Aman diyorum yüzlerine bakmayayım, aman onları utandırmayayım.
Aynı şekilde otobüste cama yapışmış şekilde ilerleyen ben isem, yanımdan konfor içinde arabasıyla geçen adamla gözgöze gelmeye çalışıyorum. Hele arabadan bana bakan ufak bir çocuksa durum daha acı bir hal alıyor.
Değişken ruh halleri içersindeyim.
Holivut ve telefon adabı
Buradan Holivut'a sesleniyorum tekrar.
Dünya film-dizi sektörünü ele geçirdiniz. Her türlü işi biliyorsunuz herşeyin en iyisini yapıyorsunuz. Ama karakterlerinize telefonla konuşmanın adabını hâlâ öğretemediniz.
Daha bir tane karakterin telefonunu kapatırken; "Hadi görüşürüz canım, hadi kendine iyi bak, öptüm" dediğini görmüş değilim.
Soracağını soruyor çat diye kapatıyor kapaklı telefonunu.
Karşıdakinin bir diyeceği, bir derdi var mıdır, suratına kapatırsam darılır mı umrunda değil.
Önce insanlık
Dünya film-dizi sektörünü ele geçirdiniz. Her türlü işi biliyorsunuz herşeyin en iyisini yapıyorsunuz. Ama karakterlerinize telefonla konuşmanın adabını hâlâ öğretemediniz.
Daha bir tane karakterin telefonunu kapatırken; "Hadi görüşürüz canım, hadi kendine iyi bak, öptüm" dediğini görmüş değilim.
Soracağını soruyor çat diye kapatıyor kapaklı telefonunu.
Karşıdakinin bir diyeceği, bir derdi var mıdır, suratına kapatırsam darılır mı umrunda değil.
Önce insanlık
Boş vaatçi basın
Sevgili basın,
ara sıra şuna benzer haberler yapıyorsun:
İşte kanseri yok eden bitki!
İşte hastalıklara geçit vermeyen formül!
İşte sağlıklı yaşam için tüketilmesi gereken besin!
Emeklisi yaşlısı hastası bir heyecanla açıyor sayfaları, okuyayım öğreneyim, neymiş bu bitki, gideyim pazardan alayım şifa bulayım diye.
Ama okuyunca ne görüyor?
Senin yaşlıya, emekliye önerdiğin bitki, sadece Güney Amerika sahillerinde yetişen "Narin Nikaragua Bambusu" imiş. Bulabilene aşkolsun.
Beğendin mi yaptığını? Gazetede iki satır yer dolduracam diye hastayı yok yere heyecanlandırdın.
Yapma böyle.
ara sıra şuna benzer haberler yapıyorsun:
İşte kanseri yok eden bitki!
İşte hastalıklara geçit vermeyen formül!
İşte sağlıklı yaşam için tüketilmesi gereken besin!
Emeklisi yaşlısı hastası bir heyecanla açıyor sayfaları, okuyayım öğreneyim, neymiş bu bitki, gideyim pazardan alayım şifa bulayım diye.
Ama okuyunca ne görüyor?
Senin yaşlıya, emekliye önerdiğin bitki, sadece Güney Amerika sahillerinde yetişen "Narin Nikaragua Bambusu" imiş. Bulabilene aşkolsun.
Beğendin mi yaptığını? Gazetede iki satır yer dolduracam diye hastayı yok yere heyecanlandırdın.
Yapma böyle.
Oruçlu ağzı
-Niyetli misin?
-Neye?
-Oruca?
-Niyetliydim ama tutmadım?
-Çok büyük günaha girdin.
-Niye ki?
-Niyet ettikten sonra tutman lazımdı. Bozmuşsun sen.
-Niyeti mi?
-Orucu.
-Oruç tutmadım ki bozayım.
-Tutmaya niyet etmişsin ama.
-Niyetlendim ama tutmadım.
-Onu diyorum işte.
...
Ve bu diyalog sonsuza kadar sürüp gitti...
-Neye?
-Oruca?
-Niyetliydim ama tutmadım?
-Çok büyük günaha girdin.
-Niye ki?
-Niyet ettikten sonra tutman lazımdı. Bozmuşsun sen.
-Niyeti mi?
-Orucu.
-Oruç tutmadım ki bozayım.
-Tutmaya niyet etmişsin ama.
-Niyetlendim ama tutmadım.
-Onu diyorum işte.
...
Ve bu diyalog sonsuza kadar sürüp gitti...
Teyzelerin sırrı
Biliyorum ki hiçbiriniz havalardan memnun değil.
Yazın sıcaklardan, kışın soğuklardan şikayetçisiniz.
Kış gelince; "Of yeter donduk yaz gelsin...", yaz gelince "Aman yandık kış gelsin..."
Ben de aynı konuda şikayetçiyim ve bu sorunun çözümü için bilim adamlarıyla yurdumuzun teyzeleri el ele versin istiyorum.
Bilim adamları teyzelerimizi derinlemesine incelesin.
Yaz kış demeden hırkayla gezen teyzelerin gizli sırrı ne?
Diskaviri çenıllık bir araştırma dizisi ortaya çıkmazsa hiçbişe bilmiyorum.
Yazın sıcaklardan, kışın soğuklardan şikayetçisiniz.
Kış gelince; "Of yeter donduk yaz gelsin...", yaz gelince "Aman yandık kış gelsin..."
Ben de aynı konuda şikayetçiyim ve bu sorunun çözümü için bilim adamlarıyla yurdumuzun teyzeleri el ele versin istiyorum.
Bilim adamları teyzelerimizi derinlemesine incelesin.
Yaz kış demeden hırkayla gezen teyzelerin gizli sırrı ne?
Diskaviri çenıllık bir araştırma dizisi ortaya çıkmazsa hiçbişe bilmiyorum.
Ecza deposu
Yaşlı evinde yaşayan gence hiçbirşey olmaz. İçi rahat olsun.
Üşüttü mü? Anında antibiyotik hazır.
Biryeri mi tutuldu? Buzdolabında her türlü merhem mevcut.
Gözü bulandı, göz damlası, burnu tıkandı burun spreyi...
Yaşlı evi; gencin güvende olduğu yer.
Üşüttü mü? Anında antibiyotik hazır.
Biryeri mi tutuldu? Buzdolabında her türlü merhem mevcut.
Gözü bulandı, göz damlası, burnu tıkandı burun spreyi...
Yaşlı evi; gencin güvende olduğu yer.
Gerçek felaket senaryosu
Holivut sineması felaket senaryolarını sever.
Ama son zamanlarda bir kısır döngü içine girdiklerini farkettim. Filmlerde sürekli ya biryerlerde deprem oluyor, ya bir kasırga vs, sonuçları hep belli. Bu yüzden Holivut'a yardım elini uzatma kararı verdim. Onlara yıllardır sır gibi sakladığım bir senaryomu armağan ediyorum. Artık tim börtın mı çeker coni dep mi oynar orasına karışmam. Senaryomuz şöyle;
Son 135 yılın en sıcak yazının yaşandığı Kolorado'da garip şeyler olmaktadır. Koloradolular hergün leş gibi terlemekteyken bir sabah bir uyanırlar evlerinin önüne 2 metre kar yağmış. Doğa dengesiz davranarak insanlardan öcünü almaktadır. Sabah uyandıklarında sokaklardaki karı gören Kolorado sakinleri şaşkına döner ve yazın ortasında kışlıkları çıkarmanın telaşına düşerler. Zamansız kışlık çıkarma, yazlıkları yıkayıp ütüleme, katlayıp dolaba yerleştirme derken birçok Koloradolu psikolojik çöküntüye uğrar. Bir yandan da montlarını istemeye istemeye naftalin kokusu içinde giyer dururlar.
Ve olaylar gelişir.
Ama son zamanlarda bir kısır döngü içine girdiklerini farkettim. Filmlerde sürekli ya biryerlerde deprem oluyor, ya bir kasırga vs, sonuçları hep belli. Bu yüzden Holivut'a yardım elini uzatma kararı verdim. Onlara yıllardır sır gibi sakladığım bir senaryomu armağan ediyorum. Artık tim börtın mı çeker coni dep mi oynar orasına karışmam. Senaryomuz şöyle;
Son 135 yılın en sıcak yazının yaşandığı Kolorado'da garip şeyler olmaktadır. Koloradolular hergün leş gibi terlemekteyken bir sabah bir uyanırlar evlerinin önüne 2 metre kar yağmış. Doğa dengesiz davranarak insanlardan öcünü almaktadır. Sabah uyandıklarında sokaklardaki karı gören Kolorado sakinleri şaşkına döner ve yazın ortasında kışlıkları çıkarmanın telaşına düşerler. Zamansız kışlık çıkarma, yazlıkları yıkayıp ütüleme, katlayıp dolaba yerleştirme derken birçok Koloradolu psikolojik çöküntüye uğrar. Bir yandan da montlarını istemeye istemeye naftalin kokusu içinde giyer dururlar.
Ve olaylar gelişir.
On parmakta on marifet
Biliyorsunuz ki memleketimizdeki herkes futbol yorumcusu, herkes siyasetçi...
Futbolcu gördüğünde spor yorumcusu, bakan gördüğünde siyasetçi olan insanımız aynı zamanda yeri geldiğinde doktor da olabilmektedir.
Ortalık yere bir röntgen filmi bırakıp deneyebilirsiniz.
Bıraktığınız röntgeni kısa süre içinde birisi alıp ışığa doğru tutacak ve ciddiyetini hiç bozmadan uzun uzun bakacaktır.
Röntgen gören adamın ciddiyeti başkadır.
Futbolcu gördüğünde spor yorumcusu, bakan gördüğünde siyasetçi olan insanımız aynı zamanda yeri geldiğinde doktor da olabilmektedir.
Ortalık yere bir röntgen filmi bırakıp deneyebilirsiniz.
Bıraktığınız röntgeni kısa süre içinde birisi alıp ışığa doğru tutacak ve ciddiyetini hiç bozmadan uzun uzun bakacaktır.
Röntgen gören adamın ciddiyeti başkadır.
Kıraç'a açık mektup
Sevgili sanatçımız Kıraç'a bir müjdem var!
Onu rahata kavuşturacak bir buluşa imza attım; "Kendinden titrek sahne".
Artık konserler Kıraç için çok daha rahat geçecek. Sabahtan akşama kadar sahnede melemesine gerek yok.
Sen dümdüz oku Kıraç! Biz sesini titretiriz...
Çoban Kıraç, Koyunsever Kıraç.
Onu rahata kavuşturacak bir buluşa imza attım; "Kendinden titrek sahne".
Artık konserler Kıraç için çok daha rahat geçecek. Sabahtan akşama kadar sahnede melemesine gerek yok.
Sen dümdüz oku Kıraç! Biz sesini titretiriz...
Çoban Kıraç, Koyunsever Kıraç.
Bulmaca ve bilim
Kare bulmaca yazarı; Ayıp ediyorsun.
Sen koskoca periyodik tabloyu al, bulmacanın boş kalan yerlerini doldurmak için sağa sola dağıt dur.
Silisyum'un simgesi... Potasyum'un simgesi... İki harf oraya sıkıştırayım üç harf buraya.
Sen lisede periyodik tablo eğitimini bulmaca doldurmak için mi aldın güzel abim?
Bilimi amaçlarına alet etmek işte böyle birşey.
Sen koskoca periyodik tabloyu al, bulmacanın boş kalan yerlerini doldurmak için sağa sola dağıt dur.
Silisyum'un simgesi... Potasyum'un simgesi... İki harf oraya sıkıştırayım üç harf buraya.
Sen lisede periyodik tablo eğitimini bulmaca doldurmak için mi aldın güzel abim?
Bilimi amaçlarına alet etmek işte böyle birşey.
Sabırlı olmak
Bardağın, tabağın sonunu beklemeyen garson.
Acelen ne evladım?
Mutfakta bardak mı kalmadı?
Bilmez misin kimi insan tabağındaki en güzel lokmayı en sona saklar. Biranın dibinde şöyle bir yudum bırakayım da tek hamlede hüpleteyim diye heycanlanır durur.
Ama sen napıyorsun?
Ansızın çıkıp uzaklara götürüyorsun o son yudumu, o tatlı lokmayı.
Patronun olaydım iki dakkada kovardım seni.
Acelen ne evladım?
Mutfakta bardak mı kalmadı?
Bilmez misin kimi insan tabağındaki en güzel lokmayı en sona saklar. Biranın dibinde şöyle bir yudum bırakayım da tek hamlede hüpleteyim diye heycanlanır durur.
Ama sen napıyorsun?
Ansızın çıkıp uzaklara götürüyorsun o son yudumu, o tatlı lokmayı.
Patronun olaydım iki dakkada kovardım seni.
İçten gelen sese verilen kulak
İnsanın vereceği kararlarda her zaman iç sesini dinlemesinden yanayım.
İçinizden gelen ses ne diyorsa doğrusu odur.
Özellikle, sıcak mı soğuk mu belli olmayan havalarda dışarı çıkarken...
İç sesin her zaman bir fikri vardır. Mesela;
"Hava iyi, yanına başka birşey alma, tişört yeter..." der.
Ama sen içinden gelen sese güvenmeyip çevrendeki birine sorarsan yanılır, gün boyu elinde ceketle ordan oraya dolanırsın.
Aradığınız uzaklarda değil, hemen burda, içinizde...
İçinizden gelen ses ne diyorsa doğrusu odur.
Özellikle, sıcak mı soğuk mu belli olmayan havalarda dışarı çıkarken...
İç sesin her zaman bir fikri vardır. Mesela;
"Hava iyi, yanına başka birşey alma, tişört yeter..." der.
Ama sen içinden gelen sese güvenmeyip çevrendeki birine sorarsan yanılır, gün boyu elinde ceketle ordan oraya dolanırsın.
Aradığınız uzaklarda değil, hemen burda, içinizde...
Darılganlık ve bilinmeyen muhitler
Kimi zaman fazla bilmediğim bir muhitteki bir binayı arıyorum.
Sora sora Bağdat bulunur misali.
Birkaç kişiye sorduktan sonra aradığım yere yaklaştığımı hissediyorum. Artık sormasam da bulurum aslında.
Ama işim garanti olsun diyorum, bir esnafa daha sorayım.
Sorduğum son esnaf bana alakasız biryeri tarif ederse eğer, durumu hiç bozuntuya vermiyorum. Tarif ettiği yöne doğru biraz yürüyüp, adamın dükkanına döndüğünü görünce yönümü değiştiriyorum. Maksat gönlü olsun.
Çünkü bir esnaf, dükkanının çevresini iyi bildiğini herkese göstermek ister. Söylediği yöne gitmezseniz ayıp olur.
Esnaflar da darılır.
Sora sora Bağdat bulunur misali.
Birkaç kişiye sorduktan sonra aradığım yere yaklaştığımı hissediyorum. Artık sormasam da bulurum aslında.
Ama işim garanti olsun diyorum, bir esnafa daha sorayım.
Sorduğum son esnaf bana alakasız biryeri tarif ederse eğer, durumu hiç bozuntuya vermiyorum. Tarif ettiği yöne doğru biraz yürüyüp, adamın dükkanına döndüğünü görünce yönümü değiştiriyorum. Maksat gönlü olsun.
Çünkü bir esnaf, dükkanının çevresini iyi bildiğini herkese göstermek ister. Söylediği yöne gitmezseniz ayıp olur.
Esnaflar da darılır.
Hain mide
Büyüklerimiz hep söyler; "Herşeyin başı sağlık".
"Vücuduna iyi bakmazsan o vücut ilerde senden intikamını alır, seni yarı yolda bırakır" derler.
Bana sorarsanız, böyle bir durumda vücutta intikamı en kötü şekilde alan organ midedir.
Vücudu aç mı bıraktın?
Mide en başta bu duruma hiç sesini çıkarmaz. Sessiz bir ortama gitmenizi ve çevrenize çok samimi olmadığınız insanların toplaşmasını bekler. Sonra en olmadık yerde yüksek sesle guruldayarak sizden intikamını alır.
Siz birşeyler yiyene kadar aralıklarla guruldayarak herkesin içinde sizi taciz eder.
Siz de utana sıkıla etrafınıza gülücükler saçar durursunuz.
Herşeyin başı sağlık.
"Vücuduna iyi bakmazsan o vücut ilerde senden intikamını alır, seni yarı yolda bırakır" derler.
Bana sorarsanız, böyle bir durumda vücutta intikamı en kötü şekilde alan organ midedir.
Vücudu aç mı bıraktın?
Mide en başta bu duruma hiç sesini çıkarmaz. Sessiz bir ortama gitmenizi ve çevrenize çok samimi olmadığınız insanların toplaşmasını bekler. Sonra en olmadık yerde yüksek sesle guruldayarak sizden intikamını alır.
Siz birşeyler yiyene kadar aralıklarla guruldayarak herkesin içinde sizi taciz eder.
Siz de utana sıkıla etrafınıza gülücükler saçar durursunuz.
Herşeyin başı sağlık.
Vestiyer
İnsanın her çaresizliğini paraya dönüştürmeye çalıştıran mantık asabımı bozuyor.
Bunların en önde geleni ise vestiyerciler.
Gidiyorsun bir etkinliğe, konser alanına girerken bir bakıyorsun "Vestiyer 5 TL".
Cimrilikten pintilikten değil, o mantığın oyuncağı olmamak için, içerisi ne kadar sıcak olursa olsun, alırım paltomu kolumun altına, terlerim, pişik olurum, konseri kendime zehir ederim ama o 5 TL'yi vermem.
Kullandırtmam kendimi.
Bunların en önde geleni ise vestiyerciler.
Gidiyorsun bir etkinliğe, konser alanına girerken bir bakıyorsun "Vestiyer 5 TL".
Cimrilikten pintilikten değil, o mantığın oyuncağı olmamak için, içerisi ne kadar sıcak olursa olsun, alırım paltomu kolumun altına, terlerim, pişik olurum, konseri kendime zehir ederim ama o 5 TL'yi vermem.
Kullandırtmam kendimi.
Üretmezlik
Calgon kadar yerinde sayan şirket bilmiyorum.
Kendimi bildim bileli reklam konusunda ikinci bir fikir üretemedi adamlar.
Bir çamaşır makinesi ustası, bir ev hanımı bir de onları buluşturup kadının yüreğine indiren Calgon görevlisi.
İşte bir Calgon reklamının tarifi bu kadar basit.
İlerle diyorum Calgon ilerle.
Kireçli rezistansa içlenen teyze numarası da bir yere kadar.
Kendimi bildim bileli reklam konusunda ikinci bir fikir üretemedi adamlar.
Bir çamaşır makinesi ustası, bir ev hanımı bir de onları buluşturup kadının yüreğine indiren Calgon görevlisi.
İşte bir Calgon reklamının tarifi bu kadar basit.
İlerle diyorum Calgon ilerle.
Kireçli rezistansa içlenen teyze numarası da bir yere kadar.
Hani?
Ortaokulda, lisede matematik dersinde söylenip duran bir grup gençtik.
Söyledik söyledik sesimizi duyuramadık.
Ne zaman; "bu matematik ilerde ne işimize yarayacak" desek, bilmişin biri çıkıp; "Olur mu hiç!! Matematik hayatın her alanında lazım.." diyip durdu.
26 yaşına geldim, göremedim. Hani noldu o integraller, permütasyonlar?
Hani nerdesin bilmiş matematikçi?
Yeni nesile sesleniyorum; Matematik, ebay'den alacağınız ürünün TL fiyatını hesaplamaktan başka hiçbir şeye yaramaz.
Söyledik söyledik sesimizi duyuramadık.
Ne zaman; "bu matematik ilerde ne işimize yarayacak" desek, bilmişin biri çıkıp; "Olur mu hiç!! Matematik hayatın her alanında lazım.." diyip durdu.
26 yaşına geldim, göremedim. Hani noldu o integraller, permütasyonlar?
Hani nerdesin bilmiş matematikçi?
Yeni nesile sesleniyorum; Matematik, ebay'den alacağınız ürünün TL fiyatını hesaplamaktan başka hiçbir şeye yaramaz.
Taraftar
Şu futbol taraftarı ilginç şey.
Gün geçmiyor ki yeni bir özelliğiyle karşımıza çıkmasın. Kendi borçlarından çok takımının borcuna kafa yorması da bunlardan biri.
-Abi Galatasaray'ın 100 milyon dolar borcu varmış.
-Abi borçları kapatmazsak takım ceza alacakmış.
-Abi yıldız oyuncu aldık ama o kadar da borcumuz var, nasıl ödeyecez?
Havaalanında futbolcu karşılayan, gidip antremanı tribünden izleyen, takımın borcuna kederlenen adam; Taraftar
Gün geçmiyor ki yeni bir özelliğiyle karşımıza çıkmasın. Kendi borçlarından çok takımının borcuna kafa yorması da bunlardan biri.
-Abi Galatasaray'ın 100 milyon dolar borcu varmış.
-Abi borçları kapatmazsak takım ceza alacakmış.
-Abi yıldız oyuncu aldık ama o kadar da borcumuz var, nasıl ödeyecez?
Havaalanında futbolcu karşılayan, gidip antremanı tribünden izleyen, takımın borcuna kederlenen adam; Taraftar
Evrende yaşam
Uzaylılar ve dünya dışındaki yaşam hep ilgimi çekmiştir. UFO'lar üzerine çok kitap okudum, çok belgesel izledim.
Özellikle sık sık haber bültenlerine konu olan, UFO gören insan röportajlarını takip ettim.
Yıllar sonunda bu konuda deneyimlediklerim bana şunu öğretti;
"UFO gören insan ve bayan otobüs şöförü gören insanın verdiği tepki birebir aynıdır."
Bir gece yürürken gökyüzünde parlak bir ışık mı gördün?
-"Aha UFO"
Bir gece yürürken yanından bir bayanın kullandığı belediye otobüsü mü geçti?
-"Aha kadın otobüs şoförü"
Aynı heyecan, aynı şaşkınlık...
Özellikle sık sık haber bültenlerine konu olan, UFO gören insan röportajlarını takip ettim.
Yıllar sonunda bu konuda deneyimlediklerim bana şunu öğretti;
"UFO gören insan ve bayan otobüs şöförü gören insanın verdiği tepki birebir aynıdır."
Bir gece yürürken gökyüzünde parlak bir ışık mı gördün?
-"Aha UFO"
Bir gece yürürken yanından bir bayanın kullandığı belediye otobüsü mü geçti?
-"Aha kadın otobüs şoförü"
Aynı heyecan, aynı şaşkınlık...
Ayvalık bilinmezi
Kimliğini kaybetmiş bir yiyecek daha...
Ayvalık tostu...
Tost olamayacak kadar büyük, hahvaltıda yenmeyecek kadar haşmetli.
Büfecinin gözbebeği, müşterinin kafa karışıklığı.
-Öğlen oldu tost yenir mi?
-"Tost değil oğlum Ayvalık tostu".
İşte budur onun hikayesi.
Ayvalık tostu...
Tost olamayacak kadar büyük, hahvaltıda yenmeyecek kadar haşmetli.
Büfecinin gözbebeği, müşterinin kafa karışıklığı.
-Öğlen oldu tost yenir mi?
-"Tost değil oğlum Ayvalık tostu".
İşte budur onun hikayesi.
Bir nevi evcilik oyunu
Monarşiyle yönetilen ülkeleri ciddiye almıyorum, alamıyorum.
Sanki hayal aleminde yaşıyorlar.
Ülkenin başında prens var prenses var.
Bari dış işlerinize Rapunzel, iç işlerinize Polyanna baksın da tam olsun.
Savunma bakanı da He-Man olur.
21. yüzyılda biraz gerçekçi olalım allaşkına...
Sanki hayal aleminde yaşıyorlar.
Ülkenin başında prens var prenses var.
Bari dış işlerinize Rapunzel, iç işlerinize Polyanna baksın da tam olsun.
Savunma bakanı da He-Man olur.
21. yüzyılda biraz gerçekçi olalım allaşkına...
Doğuştan şanssız
Bazen güzel, anlamlı özlü sözler geliyor aklıma.
Bir kağıda yaz çerçeveletip duvara as.
Genç bir çocuğa söyle, hayat felsefesi yapsın başarıdan başarıya koşsun.
O biçim yani.
Ama unutulup gidiyor.
Aynı sözü Oscar Wilde söylese şimdiye hepinizin dilinde sakız olmuştu.
Yanlış zamanda doğmuşuz azizim...
Bir kağıda yaz çerçeveletip duvara as.
Genç bir çocuğa söyle, hayat felsefesi yapsın başarıdan başarıya koşsun.
O biçim yani.
Ama unutulup gidiyor.
Aynı sözü Oscar Wilde söylese şimdiye hepinizin dilinde sakız olmuştu.
Yanlış zamanda doğmuşuz azizim...
Peygamber sabrı
Kolay kolay sinirlenmem, peygamber gibi adamım maşallah.
Ama bazı durumlar var tabi.
Misal süpermarkete girer alışverişimi yaparım, kasadan geçirdiklerimi poşete koymaya çalışırım poşet açılmaz.
İşte o zaman çıldırrım, kan beynime sıçrar. Kasiyer sıradan geçirip geçirip yığar önüme ürünleri, ben daha ilk poşeti açamamışım.
Biriken ürünler, sırada bekleyen insanlar, inatla para üstünü uzatan kasiyer...
Gel de çıldırma.
Biz de insanız sonuçta.
Ama bazı durumlar var tabi.
Misal süpermarkete girer alışverişimi yaparım, kasadan geçirdiklerimi poşete koymaya çalışırım poşet açılmaz.
İşte o zaman çıldırrım, kan beynime sıçrar. Kasiyer sıradan geçirip geçirip yığar önüme ürünleri, ben daha ilk poşeti açamamışım.
Biriken ürünler, sırada bekleyen insanlar, inatla para üstünü uzatan kasiyer...
Gel de çıldırma.
Biz de insanız sonuçta.
Tam sayılar
Ölmeden önce görülecek 100 şehir.
Ölmeden önce izlenecek 1000 film.
Ölmeden önce tadılacak 50 lezzet.
Bakıyorum da sayılar hep tam. Sayıları tamamlayalım diye arada millete kötü şehir, dandik film, tatsız yemek tavsiyesinde bulunacaksınız, yazık olacak. Adam ölmeden önce bir de bunlarla uğraşacak.
Ölmeden önce görülecek 96 şehir, 689 film de, canımı ye.
Ölmeden önce izlenecek 1000 film.
Ölmeden önce tadılacak 50 lezzet.
Bakıyorum da sayılar hep tam. Sayıları tamamlayalım diye arada millete kötü şehir, dandik film, tatsız yemek tavsiyesinde bulunacaksınız, yazık olacak. Adam ölmeden önce bir de bunlarla uğraşacak.
Ölmeden önce görülecek 96 şehir, 689 film de, canımı ye.
Düğün ve dernek
Çocukken zırt pırt düğün davetiyesi gelirdi eve.
Şunun kızıyla bunun oğlu evleniyor, bu mutlu günümüzde sizi de aramızda görmekten vıdıvıdı...
Davetliler alırdı eline davetiyeyi, bir süzdükten sonra;
"hımm güzel davetiyeymiş..."
"ay ne güzel davetiye yapmışlar..."
şeklinde yorumlar.
Ben ise alırdım davetiyeyi ve hemen en alt kısmına bakardım.
Eğer ki "Çocuk getirmemeniz rica olunur" ibaresi var, işte o davetiye o zaman güzel bir davetiye olurdu.
Yaş ilerledi mâlum, bir ayrıcalıktan daha olduk.
Şunun kızıyla bunun oğlu evleniyor, bu mutlu günümüzde sizi de aramızda görmekten vıdıvıdı...
Davetliler alırdı eline davetiyeyi, bir süzdükten sonra;
"hımm güzel davetiyeymiş..."
"ay ne güzel davetiye yapmışlar..."
şeklinde yorumlar.
Ben ise alırdım davetiyeyi ve hemen en alt kısmına bakardım.
Eğer ki "Çocuk getirmemeniz rica olunur" ibaresi var, işte o davetiye o zaman güzel bir davetiye olurdu.
Yaş ilerledi mâlum, bir ayrıcalıktan daha olduk.
Sevimli amcalar
Çocuklarınız hep doğduğu andaki gibi sevimli ve ufak tefek kalacak sanıp onlara Aliş, Buğracan gibi acaip isimler koyuyorsunuz.
Yazık ediyorsunuz.
Çocuk büyüdükçe kimlik bunalımına girmeye başlıyor. Kocaman adam oldum, Buğracan ne ulan diyip bağımsızlığını ilan ediyor ve artık kendine Buğra dedirtiyor.
İşte o çocuğun sonuna kadar arkasındayım ben.
Yazık ediyorsunuz.
Çocuk büyüdükçe kimlik bunalımına girmeye başlıyor. Kocaman adam oldum, Buğracan ne ulan diyip bağımsızlığını ilan ediyor ve artık kendine Buğra dedirtiyor.
İşte o çocuğun sonuna kadar arkasındayım ben.
Üfle ve vur
Memlekette teknolojinin niye gelişmediğini buldum.
Bozulan şeyi üfleyerek tamir ediyoruz da ondan. Ve sorun da şurda ki, gerçekten de bu şekilde birşeyleri tamir edebiliyoruz. Şahsen ben çok kasetçalar, kumanda düzelttim bu yöntemle.
Muhtemelen bu yöntem bir Japon'un aklına gelmediği için Japon insanı bozulan aletin içini açıp devrelerle falan oynuyor. O da tamirini öyle yapıyor.
Tabi böyle böyle derken Japonya noluyor?
"Teknoloji devi"
Olur tabi, adamlarda üfleme yok çünkü.
Telefon mu bozuldu üfle deliğine, TV mi bozuldu vur tepesine.
Bozulan şeyi üfleyerek tamir ediyoruz da ondan. Ve sorun da şurda ki, gerçekten de bu şekilde birşeyleri tamir edebiliyoruz. Şahsen ben çok kasetçalar, kumanda düzelttim bu yöntemle.
Muhtemelen bu yöntem bir Japon'un aklına gelmediği için Japon insanı bozulan aletin içini açıp devrelerle falan oynuyor. O da tamirini öyle yapıyor.
Tabi böyle böyle derken Japonya noluyor?
"Teknoloji devi"
Olur tabi, adamlarda üfleme yok çünkü.
Telefon mu bozuldu üfle deliğine, TV mi bozuldu vur tepesine.
Bilimin sınırları
Freud'u severim. Hayatını bilime adamış bir insan evladı. Helal olsun.
Teorileri var, kimi doğrudur kimi yanlış.
Bilinçaltı yaşamın aynasıdır demiş misal.
Kendince haklıdır.
Ama orda dur diyorum ben.
Dur bakalım Freud efendi.
Ben rüyamda, Tom Cruise'ın Bağ-Kur emeklisi olduğunu görmüş bir insanım.
Bunu da bilinçaltıyla açıklamaya çalışma gözünü sevdiğimin.
Bilim de biryere kadar yani değil mi.
Teorileri var, kimi doğrudur kimi yanlış.
Bilinçaltı yaşamın aynasıdır demiş misal.
Kendince haklıdır.
Ama orda dur diyorum ben.
Dur bakalım Freud efendi.
Ben rüyamda, Tom Cruise'ın Bağ-Kur emeklisi olduğunu görmüş bir insanım.
Bunu da bilinçaltıyla açıklamaya çalışma gözünü sevdiğimin.
Bilim de biryere kadar yani değil mi.
Hayat, sivrisinek misali
Evde otururken birden kolumda bacağımda oturan sivrisineğin farkına varıyorum.
Tam da o anda bir yanma hissediyorum o noktada.
İçimdeki pişmanlık duygusu ise bambaşka.
Geçmişte karşıma çıkmış çok büyük bir fırsatı değerlendirememiş gibi üzülüyorum.
Ah diyorum ah, nasıl da farkedemedim o sineği.
Şimdi kaşın dur iki gün boyunca.
Hayat zor.
Tam da o anda bir yanma hissediyorum o noktada.
İçimdeki pişmanlık duygusu ise bambaşka.
Geçmişte karşıma çıkmış çok büyük bir fırsatı değerlendirememiş gibi üzülüyorum.
Ah diyorum ah, nasıl da farkedemedim o sineği.
Şimdi kaşın dur iki gün boyunca.
Hayat zor.
Şekilli yemek
Çorba içtiğin zaman açlığın yatışır.
Kebap yediğin zaman doyarsın.
"Suşi" yediğin zaman ise şeklin olur.
İşte böyle birşey bu suşi. Kimsenin annesinin evde yapamadığı, ekmeğin arasına koyup yiyemeyeceğiniz o kutsal yiyecek.
- Abi acıktık yemek mi söylesek?
sorusuna;
- Ben yeni Suşi yedim de geldim.
dedin mi, ortamın havalı adamı sensin.
Şekilli sofraların nuru; Suşi
Kebap yediğin zaman doyarsın.
"Suşi" yediğin zaman ise şeklin olur.
İşte böyle birşey bu suşi. Kimsenin annesinin evde yapamadığı, ekmeğin arasına koyup yiyemeyeceğiniz o kutsal yiyecek.
- Abi acıktık yemek mi söylesek?
sorusuna;
- Ben yeni Suşi yedim de geldim.
dedin mi, ortamın havalı adamı sensin.
Şekilli sofraların nuru; Suşi
Almayışvermeyiş
Alışveriş yapamıyorum, tişört, pantolon falan alamıyorum.
Girdiğim mağazalardaki çalışanların gözü hep üstümdeymiş gibi geliyor.
Beğendiğim bir tişörtü yerinden alıp üstüme tuttuğum an çalışanlardan birinin; "sen mi katlıyacan onu geri..." dediğini hissediyorum.
O yüzden giriyorum mağazaya, uzaktan uzaktan bakıyorum ürünlere, en fazla bitane tişörtü yerinden alıp, beğenmezsem tekrar katlayarak yerine koyuyorum ve durumdan gayet memnun görünen çalışana selamımı çakıp çıkıyorum.
Herşey çalışanların mutluluğu için...
Girdiğim mağazalardaki çalışanların gözü hep üstümdeymiş gibi geliyor.
Beğendiğim bir tişörtü yerinden alıp üstüme tuttuğum an çalışanlardan birinin; "sen mi katlıyacan onu geri..." dediğini hissediyorum.
O yüzden giriyorum mağazaya, uzaktan uzaktan bakıyorum ürünlere, en fazla bitane tişörtü yerinden alıp, beğenmezsem tekrar katlayarak yerine koyuyorum ve durumdan gayet memnun görünen çalışana selamımı çakıp çıkıyorum.
Herşey çalışanların mutluluğu için...
Çeşitli teyzeler
"Normal teyzeler" pazara gider, domatesi seçer pazarcıya uzatır; "2 kilo" der.
Pazarcı sebzeyi tartıya koyarken normal teyze elinde her zaman 2-3 tane daha domates bulundurur ki el ayarıyla tarttığı poşet hafif çıkarsa 2 kiloya tamamlayıversin.
"Amatör teyzeler" ise, poşeti uzatmış, elinde 2-3 domatesle beklerken, verdiği poşetin 2.5 kilo çıktığını görüp çaktırmadan elindekileri tezgaha bırakıverir.
Ama "Profesyonel teyze" hiçbirine benzemez. Domatesi eliyle tartar, poşeti uzatır, uzaktan kısık gözlerle tartıyı izler, "1.98 KG" ibaresini görür ve hava kararırken arkasına bakmadan, gururla evinin yolunu tutar...
Pazar ve pazarcının dostu: Pro Teyze
Pazarcı sebzeyi tartıya koyarken normal teyze elinde her zaman 2-3 tane daha domates bulundurur ki el ayarıyla tarttığı poşet hafif çıkarsa 2 kiloya tamamlayıversin.
"Amatör teyzeler" ise, poşeti uzatmış, elinde 2-3 domatesle beklerken, verdiği poşetin 2.5 kilo çıktığını görüp çaktırmadan elindekileri tezgaha bırakıverir.
Ama "Profesyonel teyze" hiçbirine benzemez. Domatesi eliyle tartar, poşeti uzatır, uzaktan kısık gözlerle tartıyı izler, "1.98 KG" ibaresini görür ve hava kararırken arkasına bakmadan, gururla evinin yolunu tutar...
Pazar ve pazarcının dostu: Pro Teyze
İkiyüzlülük
Futbolcuyu sevmiyorum.
Kart yiyen futbolcuyu hiç sevmiyorum.
Sarı kartı yediğin an umursamaz tavırlar takın, hakemin yüzüne bile bakmadan arkanı dönüp git.
İkinci sarıyı yiyip kırmızıyı görünce de az önce yüzüne bile bakmadığın hakemin dibine kadar sokulup "aman hocam, etme hocam naptın, yaktın beni hocam" şeklinde hareketlerde bulun.
İkiyüzlülüğe lüzum yok.
Futbolcunun makul olanı kart görmeyeni.
Kart yiyen futbolcuyu hiç sevmiyorum.
Sarı kartı yediğin an umursamaz tavırlar takın, hakemin yüzüne bile bakmadan arkanı dönüp git.
İkinci sarıyı yiyip kırmızıyı görünce de az önce yüzüne bile bakmadığın hakemin dibine kadar sokulup "aman hocam, etme hocam naptın, yaktın beni hocam" şeklinde hareketlerde bulun.
İkiyüzlülüğe lüzum yok.
Futbolcunun makul olanı kart görmeyeni.
Boyundan tırmananlar
Kolunda, bacağında, boynunda gezen böceği farkettiği an insanın verdiği tepki var ya, işte ondan doğal tepki bilmiyorum.
İstediği kadar havalı olsun, şekilli genç olsun, Kıvanç Tatlıtuğ olsun farketmez. Boynundan yukarı doğru tırmanan böceği farkettiği an insanın tüm şekli uçar gider.
Kendini ezik hissedeceğin bir partiye mi davetlisin? At cebine iki böcek, sal partinin en şekilli isimlerinin üzerine, gerisini düşünme.
İşte boyundan tırmanan böcek böyle birşey...
Karıştırabiliyoruz
Sevgili Avusturya ve Avustralya,dünyanın iki ucundasınız, çok farklı kültürlersiniz.
Birbirinizle alakanız bile yok, biliyoruz.
Ama karıştırıyoruz. İkinizden biriyle ilgili bir muhabbet olduğunda heycanlanıp, avusturyamıydıavustralyamıydı diye anlık bir zihin karmaşası yaşamadan edemiyoruz.
O yüzden artık buna bir son verin, aranızda anlaşıp yeni isimler bulun, kanguruyla falan olacak iş değil. Rica ediyoruz.
Avusturyamıydıavustralyamıydı?
Kapitalizm nedir
Kapitalizm nedir nedir diye yıllarca sordum kendime. Sordum, sorguladım, anlattılar anlamadım.
Sonunda cevabı bugün dışarda gezinirken ansızın buldum.
Meğer kapitalizm dedikleri, üniversite okumuş bitirmiş eczacının, dükkanının camına "Dünyanın 1 numaralı kabızlık hapı geldi" yazması imiş.
Şimdi anladım...
Sonunda cevabı bugün dışarda gezinirken ansızın buldum.
Meğer kapitalizm dedikleri, üniversite okumuş bitirmiş eczacının, dükkanının camına "Dünyanın 1 numaralı kabızlık hapı geldi" yazması imiş.
Şimdi anladım...
Olsa olur
Her insanın belirli konularda cahil olduğu bir dönem oluyor, kabul edelim, bunda utanılacak birşey yok.
Misal ben yıllarımı insanın vücudunda, nefes borusu ve yemek borusunun yanında bir tane de su borusu olduğunu düşünerek geçirdim.
Yediğin yemekler yemek borusundan gider, arada içtiğin kola, sprayt, yedigün su borusundan geçer mideye iner.
Sonradan öğrendim ki sistem öyle işlemiyormuş.
Ama olsa da fena olmazdı hani.
Misal ben yıllarımı insanın vücudunda, nefes borusu ve yemek borusunun yanında bir tane de su borusu olduğunu düşünerek geçirdim.
Yediğin yemekler yemek borusundan gider, arada içtiğin kola, sprayt, yedigün su borusundan geçer mideye iner.
Sonradan öğrendim ki sistem öyle işlemiyormuş.
Ama olsa da fena olmazdı hani.
Anlamak istiyorum
Türk dizileri ve sıralı otogaz sistemleri arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum.
Hangi diziyi görsem reklama girerken "bilmemne sıralı otogaz sistemlerinin sunduğu..." diye başlıyor lafa.
İlk sorum şu; Sıralı otogaz sistemi nedir, sıralı olmasa ne olur?
İkincisi ise; bu dizileri izleyenlerin büyük çoğunluğunun yurdumuzun hanım teyzeleri olduğunu biliyoruz.
Acaba dizi bittikten sonra, "oh be, yarın gideyim de arabama bir sıralı otogaz sistemi taktırayım" diyen teyze var mıdır?
Yanlış yoldasın Atiker.
Hangi diziyi görsem reklama girerken "bilmemne sıralı otogaz sistemlerinin sunduğu..." diye başlıyor lafa.
İlk sorum şu; Sıralı otogaz sistemi nedir, sıralı olmasa ne olur?
İkincisi ise; bu dizileri izleyenlerin büyük çoğunluğunun yurdumuzun hanım teyzeleri olduğunu biliyoruz.
Acaba dizi bittikten sonra, "oh be, yarın gideyim de arabama bir sıralı otogaz sistemi taktırayım" diyen teyze var mıdır?
Yanlış yoldasın Atiker.
Zincirleme isim tamlaması
"Arı Mama" diye bir marka var. Kendimi bildim ne tipi değişti, ne de şirket gelişti. Sizce neden?
Tabii ki gelişimi imkansız kılan ambalajı yüzünden.
Benim bildiğim, bir ürünü çekici kılmak istiyorsan önce ambalajını güzel yaparsın, müşterinin gözüne hoş gelecek öğelerle süslersin vesaire.
Mesela bebek maması satıyorken, mama paketinin üstüne annelerin bebeklerine zorla mama yedirirken yaptığı "kaşığı dik tutarak ağza tıkma hareketine maruz kalmış mutsuz bebek suratı" koyarsan o şirket gelişmez, yerinde sayar.
Değiş artık Arı Mama değiş.
Tabii ki gelişimi imkansız kılan ambalajı yüzünden.
Benim bildiğim, bir ürünü çekici kılmak istiyorsan önce ambalajını güzel yaparsın, müşterinin gözüne hoş gelecek öğelerle süslersin vesaire.
Mesela bebek maması satıyorken, mama paketinin üstüne annelerin bebeklerine zorla mama yedirirken yaptığı "kaşığı dik tutarak ağza tıkma hareketine maruz kalmış mutsuz bebek suratı" koyarsan o şirket gelişmez, yerinde sayar.
Değiş artık Arı Mama değiş.
Net olamayan esnaf
Borcumuz konusunda net olamayan esnafı sevmiyorum.
İşini yapıp giderken, "Ver birşeyler abi" diyen su tesisatçısını sevmiyorum.
Su borusunu güzel güzel tamir etmişsin. Giderayak evin sakinini germeye ne gerek var?
Söyle ne kadarsa verelim borcunu.
Bunda utanacak çekinecek birşey yok.
İşini yapıp giderken, "Ver birşeyler abi" diyen su tesisatçısını sevmiyorum.
Su borusunu güzel güzel tamir etmişsin. Giderayak evin sakinini germeye ne gerek var?
Söyle ne kadarsa verelim borcunu.
Bunda utanacak çekinecek birşey yok.
Normal insan
Çevrenizde çok samimi olmadığınız insanlar olduğu sırada, kafanızı pencereye, bacağınızı sehpanın köşesine vuruyorsunuz.
Yaşadığınız acıya rağmen durumu hiç bozuntuya vermiyorsunuz değil mi?
Eğer öyleyse, siz de bizim gibi normal bir insansınız.
Normal insan milletin içinde kendini rezil edercesine "Of, anam of gitti bacağım, şişti kafam" diye bağırmaz.
Gider çaktırmadan köşede biyerde, gözlerden uzak acısını yaşar gelir.
Normal insan hep böyle yapar.
Yaşadığınız acıya rağmen durumu hiç bozuntuya vermiyorsunuz değil mi?
Eğer öyleyse, siz de bizim gibi normal bir insansınız.
Normal insan milletin içinde kendini rezil edercesine "Of, anam of gitti bacağım, şişti kafam" diye bağırmaz.
Gider çaktırmadan köşede biyerde, gözlerden uzak acısını yaşar gelir.
Normal insan hep böyle yapar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













































